Merhaba Dostlar, İzmir’den Mertcan Yine Sizinle!
Nasılsınız, keyifler yerinde mi? Umarım her şey yolundadır. Biliyorsunuz, benim bu blog’u açmamdaki en büyük motivasyon, kafamdaki dolanan, beni heyecanlandıran fikirleri sizlerle paylaşmak. Bugün de tam da böyle, aklıma bir anda dank eden, sonra da beni epeyce meşgul eden bir konudan bahsetmek istiyorum size.
(Görsel: Ahşap bir masanın üzerinde buharı tüten bir fincan kahve, yanında açık bir defter ve bir kalem duruyor. Sakin bir ortamda yeni fikirler filizleniyor gibi…)
O “Kör Nokta” Var Ya… İşte Onu Bulmanın Yolu!
Hepimiz kendi işimizde, kendi sektörümüzde harıl harıl çalışıyoruz, değil mi? Bir süre sonra ister istemez bir "tünel görüşü" oluşuyor. Kendi doğrularımız, kendi jargonumuz, kendi alışkanlıklarımız… Etrafımızdaki herkes de bizimle benzer şeyler düşünüyor, çünkü aynı havayı soluyoruz. Bu durum, bizi inanılmaz derecede kısıtlayabiliyor bazen. Çünkü dışarıda, bizim hiç aklımıza gelmeyen, bambaşka bakış açıları var ve biz onları görmüyoruz bile!
İşte tam da bu noktada, aklıma bir fikir düştü: Eğer bir sektörde işini gerçekten x3 katlamak, geliştirmek istiyorsan, git hiç seninle alakası olmayan başka bir sektördeki biriyle sohbet et, işinden bahset, ondan yorum al!
Nasıl Yani? Ne Alaka Şimdi Mertcan?
Durun, biliyorum, ilk başta kulağa biraz garip gelebilir. "Ben yazılımcıyım, ne alaka şimdi çiçekçiyle konuşayım?" veya "Ben bir kafe işletiyorum, inşaat mühendisi bana ne gibi bir fikir verebilir ki?" diye düşünebilirsiniz.
Ama olayın sihirli kısmı tam da burada yatıyor arkadaşlar! Senin işinle zerre alakası olmayan o kişi, senin sektörünün kalıplarına, sınırlarına takılmadan tamamen "dışarıdan" bir gözle bakar. Senin için birer "kabullenilmiş doğru" olan şeyler, onun için "Neden böyle? Başka bir yol yok mu?" sorularını doğurur.
Düşünsenize, sen aylardır bir proje üzerinde kafa yoruyorsun, en ince detayına kadar düşünmüşsün. Sonra gidip bambaşka bir alandan bir arkadaşına anlatıyorsun. O sana hiç beklemediğin bir yerden öyle basit bir soru soruyor ki, senin beyninde şimşekler çakıyor. "Vay be, ben bunu nasıl düşünemedim?" diyorsun. İşte o an, işindeki kör nokta aydınlanıyor ve bu sana bambaşka kapılar açıyor.
(Görsel: Bir el, bir not defteri üzerine kalem tutmuş, masada dağınık kağıtlar ve bir kahve fincanı var. Sanki yeni bir fikir kağıda dökülüyor…)
Benim Başıma Geldi, Vallahi de Oldu!
Geçenlerde kendi üzerinde çalıştığım bir projede tıkanmıştım. Belirli bir süreçte ilerleyemiyordum ve sürekli aynı çözümleri düşünüyordum. Sonra çocukluk arkadaşım (kendisi bir ilkokul öğretmeni, yani benim işimle alakasızlıkta zirve!) ile oturup dertleşirken laf lafı açtı. Ben de ona projemdeki takıldığım yeri anlattım. Amacım sadece içimi dökmekti aslında.
O ise, benim bahsettiğim müşteri kitlesiyle ilgili öyle basit ve insani bir yerden bir yorum yaptı ki, beynimde adeta ampuller yandı. Benim o ana kadar sadece teknik detaylara takılı kalmış zihnim, birden "duygusal ve kullanıcı odaklı" bir bakış açısıyla aydınlandı. Öğretmen arkadaşımın "çocukların psikolojisinden" verdiği bir örnek, benim müşteri davranışlarıma bakış açımı tamamen değiştirdi.
O günden sonra projeye bakış açım evrildi, yeni bir strateji geliştirdim ve inanın bana, o projeden aldığım verim tam anlamıyla üçe katlandı diyebilirim. Bu gerçekten müthiş bir his!
Ne Yapmalı? Harekete Geçelim!
Şimdi size önerim şu:
- Bugün bir arkadaşınızı, komşunuzu, annenizi, babanızı veya en sevdiğiniz esnafı arayın.
- Bir kahve içmeye gidin, kısa bir sohbet edin.
- Ona kendi işinizde takıldığınız, geliştirmek istediğiniz veya farklı bir bakış açısına ihtiyaç duyduğunuz bir konuyu anlatın.
- Onun işinle alakasız olması, hatta konuyu tam anlamıyla anlamaması, emin olun senin için en büyük avantaj olacak. Çünkü o zaman kendi jargonundan çıkıp daha basit ve net anlatacaksın, bu da senin için yeni kapılar açacak.
- Defter kalem hazır olsun, o alakasız kişinin soracağı her "neden" sorusunu veya yapacağı basit yorumu not alın.
Göreceksiniz, bu basit ama etkili yöntem, sizi kendi kabuğunuzdan çıkaracak ve işinize inanılmaz bir ivme kazandıracak. Bazen en büyük gelişimler, en basit ve en beklenmedik yerlerden gelir.
Hadi bakalım, bekliyorum yorumlarınızı, siz de deneyince başınızdan geçenleri mutlaka benimle paylaşın. Belki hep beraber yeni iş fikirleri falan da buluruz, kim bilir!
İzmir’den kocaman sevgilerle, bir sonraki yazıda görüşmek üzere!
