Ana içeriğe atla

Mertcan Erdoğan

Selamlar Canım Okuyucularım,

Bugün içimi dökmek istediğim, kafamı kurcalayan bir mevzu var. Hani bazen bir konuda takılı kalırız ya, gün içinde aklımızın bir köşesinde dönüp durur… Benim için de son zamanlarda yapay zeka ve grafik tasarım ilişkisi tam olarak böyle. İzmir’in o mis gibi havasında, bir yandan yürüyüş yapıp bir yandan da bunları düşünüyorum duruyorum.

Geçen gün bir görsel arıyorum, hani bildiğimiz, gerçek bir fotoğraf olsun istiyorum. Açtım Pinterest’i… Gözüm arıyor o doğal, o spontane, o “gerçek insan dokunuşu” olan kareleri. Ama ne mümkün! Her şey mükemmel, her şey cilalı, her şey “tam da olması gerektiği gibi” ama sanki ruhu yok gibi. Baktım ki, aradığım ‘gerçek’ kareler bir bir kaybolmuş, yerini yapay zekanın o kusursuz ama steril dünyasına bırakmış. Her yer pürüzsüz ciltler, abartı detaylar, ışık oyunları… sanki bir “yapay zeka galaksisine” düşmüşüm gibi hissettim.

Peki Bu Nereye Gidecek?

İşte tam da bu noktada aklıma bir şey takıldı: Acaba bir yerden sonra, bu yapay zeka tasarımları ve fotoğrafları her yeri o kadar saracak ki, biz insanlar gerçek çekilmiş, hatta belki biraz amatör, biraz kusurlu ama ‘sahici’ fotoğraflara daha mı çok para ödeyeceğiz? Ya da daha kıymetli bulacağız?

Düşünsenize, her yer o kadar kusursuz, o kadar “AI kokuyor” olacak ki, bir anda “bu gerçek çekilmiş bir kare!” dediğimiz bir görsel, altın değerinde olmayacak mı? Sanırım öyle olacak. Çünkü insan doğası gereği, gerçek olanın, el emeği olanın, o minicik kusurların peşinden koşar. Bir fotoğraf makinesinin, bir insanın gözünden, o anki duyguyla çekilmiş bir kare; bir algoritmanın mükemmel bir şekilde işlediği ama ruhsuz bir görselden çok daha fazlasını ifade edecek.

Bugün bir el yapımı objeye ödediğimiz ekstra para gibi düşünün. Fabrikadan çıkmış kusursuz bir ürün yerine, küçük bir atölyede, büyük bir özenle yapılmış, belki minicik bir pürüzü olan ama hikayesi olan bir şeye yöneliyoruz. Yapay zeka görselleri de bir süre sonra bu seri üretim fabrika ürünlerine benzemeye başlayacak. Herkesin erişebildiği, herkesin üretebildiği bir ‘mükemmellik’ standart haline geldiğinde, asıl değerli olan, o standartların dışına çıkan ‘gerçeklik’ olacak.

Gerçekliğe Olan Açlığımız Bizi Nereye Götürecek?

Bu sadece benim mi derdim, yoksa siz de benzer şeyler düşünüyor musunuz merak ediyorum. Acaba biz de bir “gerçeklik detoksu” arayışına mı gireceğiz? Tasarım dünyası, bu sonsuz yapay zeka havuzundan sıyrılmak için ‘amatör’ ruhu, ‘belgesel’ tadını, ‘ham’ ve ‘işlenmemiş’ görüntüleri mi kucaklayacak?

Ben şahsen öyle olacağını düşünüyorum. Pazarlama dünyasında da, kişisel bloglarda da, hatta sanatta bile bu dönüşümü göreceğiz. Yapay zeka harika bir araç, buna şüphe yok. Ama onun yarattığı o steril evrende, insan elinin ve gözünün o eşsiz dokunuşunu daha bir özleyecek, daha bir kıymetini bileceğiz.

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Gerçeklik gerçekten yeni lüksümüz mü olacak, yoksa yapay zeka her şeyi yutmaya devam mı edecek? Yorumlarınızı bekliyorum! Bu konuları Instagram’da da çok konuşuyoruz, iş fikirleri, yeni trendler… Hatta daha samimi sohbetlerimiz için aşağıya bir göz atın.

Sevgiyle kalın!

Mertcan